Bazı yatırımcı yanlışları:

  • Yatırımcıların özel bir formül ile kısa sürede zengin olma isteğine sahip olmaları (Pring, 1995, s. 7).
  • Piyasayı tahmin yerine, piyasayı yenme çabası içine girilmesi olmaları (Pring, 1995, s. 8).
  • İyimser olarak yaklaşılan bir piyasada istenilen seviyeye ulaşmayan fiyatlar sonucu isteksizlik oluşumu (Ton & Dao, 2014, s. 126).
  • Yatırımcının kendi stratejisine odaklanmaktan ziyade, başka yatırımcıları takip etmesi (Ton & Dao, 2014, s. 127).

Yatırımcıların psikolojik ve duygusal durumu hem yatırım miktarını hem de yatırımcının davranışlarını etkileyen en önemli faktörler arasındadır. Yatırımcıların ortak amacım kazanmaktır. Bu amacı gerçekleştirirken ya da gerçekleşme yolunda ilerlerken kaybetme korkusu ve tedirginlik yaşarlarsa yatırım sat işleri nasıl olursa olsun genelde zarara uğrarlar. Başarıya ulaşabilmek için psikolojik olarak da kişinin kendisini bu yönde geliştirmesi çok önemlidir.

Yeni yatırımcıların yaptıkları en büyük hatalardan biri birkaç başarılı işlemden sonra kendini sürekli başarılı olacağını sanmalarıdır.   Bu yatırımcılar birkaç kez kazandıktan sonra yatırımlarının tutarlarını artırır.  Kazandıkça hırsları da artar.  Olası sert bir hareket karşısında kazandıklarını da kaybederler ve zarara girerler.  Çoğunlukla dikkatsiz ve tedbirsiz davranırlar.  Benzer durumu bazen yeni olmayan yatırımcılar da yaşayabilmektedir.  Bu tarz durumlara düşmemek için piyasayı objektif olarak değerlendirmek ve önem arz etmektedir.  Bazen enerjiyi analizden ziyade psikoloji yönetmeye harcamak, duyguları kontrol etmek daha önemli hale gelebilmektedir. Yatırımcının işlem yaparken planını önceden hazırlamış olması gerekir.  Ne kadar kâr alacağını ve ne kadar zarar edeceğini/edebileceğini önceden ayarlamalıdır. Pozisyondayken karar değiştirmekten kesinlikle kaçınmak gerekmektedir.

Profesyonel yatırımcı zarar ettiğinde bir şeyleri yanlış yaptığını fark eder.  Hatalarını tekrarlamamak için bunları not eder ve alarm sinyalleri oluşturur.  Stratejilerini gözden geçirir ve artık farklı yöntemler kullanmak için araştırmalar yapar.  Aksini düşünen yatırımcı ise stratejisinin çalışacağını düşünmeye devam eder ve bunu biraz daha test etmeye karar verebilir.  Bu durumda hata yapma olasılığı biraz daha artabilir ve dolayısıyla zararı da artar. Zaman ilerledikçe fiyatlar değiştikçe yatırım gitgide erimeye başlar. Başarısız olan birçok yatırımcı ilk olarak kendisini ve çevresini aldatarak daha çok kazanacağını hayal eder. Ama ne yaparsa yapsın yine de başarısız olur.

Tüm yatırımcıların arzu ettiği şey maksimum kâr sıfır zarardır. Zarar etmeyi sıfıra indirmek neredeyse imkânsızdır.   Güvenilir işlem yapmak için kişinin ne kadar para kaybedeceğini önceden kabullenmesi gerekmektedir.  Zarardayken işlem yapmak kolay değildir ancak unutulmamalıdır ki kâr ve zarar birbirinin kardeşidir.  Zararı sevmeyi öğrenmek gerekmektedir.

İnsanlar tüm hayatı boyunca kendini bir şekilde gelişim basamakları üzerinde bulur.  Kimi insanlarda başarı faktörü o kadar fazladır ki herhangi bir olumsuzluk karşısında çıkmaza girerler ve gerçeklerden kaçmak için yol ararlar.  Benzer durum piyasada işlem yapan insanlar için de geçerlidir.  Hemen hemen herkes bu duyguları yaşamıştır.  Yatırımcı, kendisini tanır ve duygularını kontrol etmeyi öğrenirse ve bununla beraber öz gelişimine devam ederse zararı en aza indirmesi mümkündür.

Yatırım yapmayı düşünen kişiler de stres ve korku faktörü doğru karar almayı engelleyen önemli değişkenler arasındadır.  Getirinin kazanılmasına engel olacak her türlü belirsizlik durumu insanlarda Can yatırımcılar da endişe ve korku seviyesini artırmaktadır.  Bu duygu durumunu kontrol edememe yatırımcının yüksek getiri elde etmesini engellemektedir (Korkmaz & Ceylan, 2006, s. 614).

İnsanlar çevrelerinden dolayı nesneleri ve olayları değerlendirirken bazı kısa yollar kullanır. Bu kısa yolları tercihlerinin karmaşık olduğu durumlarda daha sık değerlendirmeye alırlar.  Bu kısa yolları baz alırken kendilerinden emin olarak işlemler yapmakta ve sık sık zarar etmektedirler. Özellikle halka açık olmayan tüyo niteliğindeki bilgiler kendileri için önem ifade etmektedir. Bu bilgilere diğer bilgilerden daha fazla itibar göstermektedirler (Barak, 2006, s. 4).